Halk TV sitesinde o mektubu ben yazmıştım / Ahmet Yıldız

Halk TV sitesinde o mektubu ben yazmıştım / Ahmet Yıldız

07 Nisan 2019 - 1541 kez okundu.

 

Halktv'den Lale Ozan Arslan, Semra Topçu, Rahmi Aygün gibi çalışanların işlerine son verildiğini Uğur Dündar'ın da istifa ettiğini duyunca yıllar önce yaşadığımız "Aynı kader"i anımsadım.

Ankara'da on beş yıldır aralıksız çıkardığım Edebiyat ve Eleştiri dergisini 99. sayıda kapatmıştım. 18 Ağustos 2009 tarihinde kaybettiğimiz değerli yazar dostum Nezihe Meriç'in ölümünün hiçbir tv kanalında haberlerde bile yer almadığını görünce de çok üzülmüştüm. Edebiyatımızın ekranlarda bir yüzünün olmasını düşünerek Halk Tv'yi gözüme kestirmiştim. Bunun için Gökhan Günaydın'ın kapısını çaldım. O da hemen zamanın Halk Tv yöneticileri İsmet Bayhan ve Sabri Duransoy'a haber etmiş beni yollamıştı.

Adını benim koyduğum, biçimini benim hazırlattığım Gerçek Edebiyat programım 5 Eylül 2009 tarihinden 2010 sonuna kadar tam 70 hafta aralıksız yayınlandı. Mahmut Makal, Alaattin Bilgi'den Tevfik Çavdar'a çok önemli yazar ve şairlerimizi konuk ettim. (Daha ayrıntılı bilgi için https://www.youtube.com/watch?v=jYVn2qkrkuQ ve program konuklarına buradan bakabilirsiniz: http://gercekedebiyat.blogspot.com/ )

Fakat bir gün geldi Deniz Baykal'ın kaseti çıktı ve Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi ilk iş olarak TV sahipliğini istedi. O zamanki duygularım sanki 12 Eylül darbesinin ruhumda yarattığı korku ve travmanın aynısıydı.

(Şimde 31 Mart 2019 seçimlerinden sonra anlaşılan ikinci darbeye hazırlanılıyor ki sevgili Semra Topçu'nun anlatımına göre aynı soğuk senaryoyla işten çıkarmalar başlamış.)

Halk Tv'nin internet sitesini ben yönetiyordum. Şifreler bendeydi. Bir gece dayanamayıp her türlü ahlaki kaygıdan uzaklaşarak aşağıdaki metni imzasız yayınladım.  Büyük bir olay oldu. Ve mektup siteden hemen yayından kaldırıldı. Bu belge de tarihe kalmış oldu ama yazanı kimse bilmiyordu.

Bu metni ben yazmıştım. İmza olarak yalnızca "a.y." yazmıştım. (Mektubu site kapanmadan almayı başaran ekşi sözlükteki metinde bu imza var.https://eksisozluk.com/halk-tv--524107?p=3) :

ELVEDA

Çok şey yapmak isterken hiçbir şey yapamamak.

Halk TV çalışanlarının kaderi hep bu oldu.

*

Önce maaşlarımız kesildi. 

Masamızdaki telefonlarımız ilk kurbanlarımız oldu.

Sonra suyumuz. 

Konuklarımızdan utandığımız için lavabo kapısına "Arızalıdır" yazdık.

Halk TV Eylül 2010 tarihinden bu yana tam beş aydır çalışanların özverileriyle yayın yapmaya çalışıyordu. 

*

Herkes bir şeyler yapmak için ne umutlarla gelmişti oysa.

Her şeyin başı iletişimdi. AKP'yi mezara gönderecektik. Televizyonun yoksa bir hiçtin.

Muhalefetin söyledikleri ancak onların istediği kadar halka ulaşıyordu.

Makyaj odası gittikçe tozlanıyor, montaj odaları sessizleşiyordu.

AKP gericiliğinin ve dış güçlerin abandığı aşağılık sistemin bıraktığı küçük aralıkta sesini duyurabilirdin ancak.

Bunu yıkmaya çalışıyorduk.

Birbirimizi tanımıyorduk oysa. Sunucu, yapımcı, kameraman... 

Evde ekrana baktığımızda birbirimizi görüp tanıyorduk ancak...

Üç kuruş paraya, sigortasız, sözleşmesiz, güvencesiz ideallerimiz için aylarca yayın yaptık.

AKP maliyecilerinden korkarak tek bir ilan vermeyen kendi düşüncemizdeki iş adamlarına bile ikinci kez boyun eğmedik. Başımız dik kaldık.

Meşhur kırmızı masada Profesör Talat Sait Halman'la program öncesi.

*

Önce kumanda masasındakiler eksildi tek tek. Oraya kameramanlardan takviye yaptık.

Ana kumanda tek kişiye düştü. Ama Mustafa zaten bir taneydi!?

Haber masalarına eğilmiş sessiz yüzlerimizi, masaların arasında gezinip hiçbir şey olmamış gibi, "Kahveniz sütlü mü sütsüz mü?" diye soran çay ocağına bakan arkadaşlarımızın neşeli sesleri şenlendirdi.

Konuklarımızı normal olmayan bir şey yokmuş gibi çağırdık, karşıladık, konuk ettik.

Canlı yayında gülümseyen yüzlerimizin arkasındaki kederi kimse anlamadı. 

Makyaj masası tozlandı, montaj odası öksüz kaldı.

Yemek şirketlerinin elemanları uğramaz oldu. 

Herkes çaktırmadan çantasındaki simidi sütlü neskafeye banarak hiçbir şey olmamış gibi çalıştı.

*

Filler tepinirken çimenler mi ezildi?

Biz mi çok kötüydük? Yoksa yönetici diye seçtikleri mi? Daha anlayamadık.

Ama şunu iyi biliyoruz ki yönetimde küçük bir değişimle ya da yönetime küçük bir takviyeyle fırtına gibi olabilecek bir kanal karardı.

Türkiye'nin yollarının çatallandığı bir kavşakta hem.

Herkesin Türkiye'ye saldırdığı bir cadı kazanı bölgenin ortasında.

Seçimlere birkaç ay kalmışken.

Türkiye göçüyorken!

Hukuk, yargı, ekonomi, hepsinden önemlisi insanımızın bilinci hallaç pamuğu gibi atılıyorken!

Gerici kanallar sabahın köründen geceyarılarına dek köpükler saçarak halkı kandırırken.

Çok şey yapmak isterken hiçbir şey yapamamak.

Halk TV çalışanlarının kaderi hep bu oldu.

*

Döndü hain rotatifler ağızlarının suları akarak: "Halk TV Kapandı!" 

"CHP'nin Halk TV'si Parasızlıktan Kapandı!"

"Kemal Parayı Bulamadı Halk TV Kapandı!"

Halk Tv çalışanlarına yalnızca bu başlıklar mı koydu sanıyorsunuz?

Lale Hanım söyledi en gerçeğini: Arayıp sorulmamaktı en çok koyan!?

*

Gidiyoruz...

Neye, kime kızacağımızı bilmeyerek...

Ne olduğunu daha anlamayarak.

Olanlara, hazır bir kanalın böyle tuhaf biçimde bırakılabileceğine inanamayarak!

Ülkemiz elden gidiyor. Seçimlere üç beş ay kaldı, aklınızı mı kaçırdınız?? diye ağlayarak arayan izleyicilerimize birkaç kırık sözden başka bir şey söyleyemeyecek buruşuklukta bir sesle.

*

Referandum kampanyası bitti önce maaşlarımız kesildi. 

Eşimizden dostumuzdan denkleştirerek bulduk yol paramızı ama hep geldik.

Sonra onlar da anladı buruşturulup atıldığımızı.

Masamızdaki telefonlarımız ilk kurbanlarımız oldu.

Sonra suyumuz. 

Konuklarımızdan utandığımız için lavabo kapısına "Arızalıdır" yazdık.

Sonra "Digitürk"den düştük.

Sonra elektrikler kesildi!

*

Karardık. İnce bir sızıyı gövdemizden damıtarak.

*

Oysa bizim yüzümüz apaydınlıktı.

a.y.

 

Ahmet Yıldız

GERCEKEDEBİYAT.COM