Enis Batur Orhan Koçak gibi değil Özdemir İnce gibi düşünüyor...

Enis Batur Orhan Koçak gibi değil Özdemir İnce gibi düşünüyor...

07 Şubat 2018 - 3307 kez okundu.

Murat Belge'nin yeni yılla birlikte yayınlanan Şairaneden Şiirsele kitabını tartışmaya Enis Batur da katıldı. Ancak Enis Batur, liberal yayın kuruluşu K24 sitesinde "sütun" arkadaşı Orhan Koçak'ın "güzel" bulduğu ve sayfalarca yazı döşediği "Murat"ın kitabına karşı Özdemir İnce'nin yanında yer aldı. Haddinden fazla uzun ve gevezilekle dolu yazısında Orhan Koçak, özellikle "İlhan" konusunda Attila İlhan'la ilgili iftiralara hiç değinmezken "İlhan" Berk'i dert etti, Enis Batur ise Attila "İlhan"ı savundu.

Enis Batur, aşağıda paylaştığımız yazısında Özdemir İnce'nin vurguladığı "dedikodu" suçlamasını daha da ileriye götürüyor: "...neredeyse baştan uca magazinel eleştiri anlayışının bana kalırsa avam ve etik dışı dedikodu örnekleriyle örülü."

 

Murat Belge’nin yeni yayımlanan Şairaneden Şiirsele kitabının altbaşlığı, içeriğiyle orantısız bir savlılık taşıyor: “Türkiye’de Modern Şiir”. 

Ülkü Tamer dışında yaşayan hiçbir şaire, dolayısıyla son yarım yüzyılın şiirine kapalı olmayı seçmiş bir okuma girişimi. Gerekçesi: ‘Gazetecilik olur’. Oysa, Belge’nin kitabı neredeyse baştan uca magazinel eleştiri anlayışının bana kalırsa avam ve etik dışı dedikodu örnekleriyle örülü.

Şaşırtıcı ve tedirgin edici. Anılarını yazıyor olsaydı Murat Belge, orada bile meyhane ‘adâbı’na sığmazdı bize öğrettikleri. Sözgelimi, Cemal Süreya’nın, Tomris Uyar’ı dövmesi onun şiirine nasıl bir yorum katkısı getirebilir kestiremiyorum ama, bu “bilgi”yi doğrulamanın bir yolu var mı? Cemal Süreya’dan açılmışken, bu şairimizin Attilâ İlhan’ın şiirini “adiye beş kala” diye nitelediğini doğrulamanın bir yolu var mı? Yok: Cemal Süreya’nın bu konuda ne düşündüğüne kendi yazdıklarından ulaşabiliriz: “Ben Attilâ İlhan’ın yazdıklarını her zaman ilgiyle izlemişimdir. Günümüzün en güçlü şairlerinden biri olmuştur benim için. Hem yalnız bugün için değil, her zaman. Attilâ İlhan’daki en büyük değişiklik son yıllarda Türkçeye en güzel bir yumuşaklığı getirmesidir” (Toplu Yazılar I, s. 355).

Hemen ardından, sıra Can Yücel’e geliyor kitapta: Belge, kendi deyişiyle “ipin ucunu kaçırmamaya dikkat ederek” eski dostu (ama küs öldüğü) Can Yücel’in şiirine ışık düşürecek dış bilgileri sıralıyor: “Metresiyle aynı apartmanda oturan bakan’ın oğlu “gibi içen” şairimiz olmamıştır. Benzer bir yerine oturtma örneğini “Ece Ayhan adında bir kaymakamın bir genci silâh çekerek cinsel ilişkiye zorlama teşebbüsünden hapis cezasına çarptırılma haberi”yle tekrarlıyor Belge. Geçmişte, nesnel/öznel eleştiri tartışmaları yaşanmıştı, bu hangi kategoriye girer çıkaramıyorum, ama bölüm başkanı bir profesör karşımızdaki, öğrencilere bundan iyi rehberlik mi olur?

Rehberlik demişken, insanın aklına Ece Ayhan’ın Murat Belge’den “turist rehberi” olarak sözedişi, Can Yücel’in bir şiirinde ona çok ağır yüklenişi, Attilâ İlhan’ın kendisinden “sıfır aydın tipi” diye dem vurması geliyor: Eleştirmenin bilinçaltındaki yara izleri kapanmamış diyebilir miyiz?

“Türkiye’de Modern Şiir” yazarının, şiir bağlamında, düşündürücü başka özellikleri de göze çarpıyor. Bir “anlama zorluğu çekme” sorunu var herşeyden önce, açık yüreklilikle ama faturayı “fakir anlamıyor” ironisiyle şairlere çıkararak altını çiziyor bu durumun: Dağlarca mı tek anlamadığı, Metin Eloğlu da, “paranoyak” Oktay Rifat’ın Perçemli Sokak’ı da, tabiî Ece Ayhan da nasibini alıyor bu tavırdan.

Anlama güçlüğü, okuma ve izleme güçlüğünden kaynaklanmış olabilir Murat Belge’nin: Dağlarca’yı Asû’dan sonra, yani yarım yüzyıla yakın bir süre okumamış; II. Yeni şairlerinin son dönem ürünlerini izleyememiş; Ülkü Tamer’in Sıragöller (1973!) sonrası şiirlerini görmemiş; Sezai Karakoç’un şiirini Diriliş’teki bir Hitler yazısı (?) yüzünden kenara bırakmış…

K24'de yer alan yazının tamamını okumak için tıklayınız...

Özdemir İnce ne demişti? Tıklayınız...

SOLİTİRAZ.COM