El Bab kedisi Barış'ı bir yayınevimiz sahiplendi...

El Bab kedisi Barış'ı bir yayınevimiz sahiplendi...

08 Nisan 2017 - 2068 kez okundu.

Fırat Kalkanı Harekatı’nda görevli Uzman Çavuş Ömer Özkan, El Bab’da yürütülen operasyonlar sırasında geçen Şubat ayında bir kedi buldu. 

Uzman Çavuş Özkan’ın, Barış ismini verdiği kedi, 26 Şubat’ta tedavi edilmesi için Gaziantep'teki Canlı Hayatı İyileştirme Derneği’ne gönderildi.

Dernek yetkilileri, kedinin Kırmızı Kedi yayınevinin sahiplenmesine karar verdi.

Kırmızı Kedi yayınevi sahibi Haluk Hepkon'un haberi şöyle:

Canlı Hayatını İyileştirme Derneği yetkilisi Cemal Güneş Tosun, Barış'ın iyi bir yuvaya gittiğini belirterek, "Barış yaklaşık 1,5 aydan beri bizimle birlikte, buradan iyi bir yuvaya gittiğini düşünüyorum. Yurtiçinden ve yurtdışından yaklaşık 3 bin kişi Barış'ı almak için başvuru yaptı. Çok istekli olduğu için Barış'ın yayınevine gitmesinin uygun olduğu kanaatine vardık. Mehmetçiğimizin ve milletimizin gözü arkada kalmasın içi rahat olsun, Barış'ın güzel bir yuvası oldu" dedi.

Kırmızı Kedi yayınevinin görevlisi Salih Yavuz, dün Gaziantep’e geldi. Kedilerle çok iç içe olan bir yayınevi olduklarını belirten Yavuz, “Dolayısıyla daha mutlu, daha rahat, daha konforlu bir ev sahibi olmasını istedik. Bütün Türkiye’nin içi rahat olsun, Barış yeni evinde; çok daha mutlu çok daha huzurlu olacak” dedi.

Gazeteci Yılmaz Özdil, Barış kedinin hikayesini şöyle yazdı:

2017…

Bugüne kadar 71 şehit verdiğimiz Suriye harekatında görev yapan uzman çavuşumuz Ömer Özkan, El Bab kasabasındaki kanlı çatışmalar esnasında, enkaz yığınlarının arasında bitkin halde bir kedi buldu. Yara bere içindeydi, açlıktan, susuzluktan ölmek üzereydi. Matarasından su verdi, sırt çantasını açtı, kumanyasını paylaştı. Kedicik kim bilir kaç günden sonra bulduğu yemeği şapırdata şapırdata hayata dönerken, Ömer kara kara düşünüyordu. Orda öylece bıraksa, gönül razı değil, götürse, nereye götürecek? El Bab dediğin yerde çadır bile yok, canlı bombaların arasında ölümle koyun koyuna uyuyor çocuklarımız…

Bir çare bulacağız elbet diye düşündü, parkasının göğsünü açtı, kediyi oraya yerleştirdi, artık ben nereye sen oraya, dedi gülümseyerek… Hakikaten öyle oldu. Neredeyse 24 saat boyunca, Ömer'in göğsünde yaşadı kedicik…

Beraber yediler, beraber çarpıştılar, beraber hayatta kaldılar. Neticede garnizona geldiler. Ömer cep telefonu aracılığıyla kediyle birlikte fotoğraf çektirdi, “hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz, o da bizim himayemiz altında” notunu yazarak, sosyal medya hesabına koydu, hayvanseverlere çağrıda bulunarak, yardım istedi. Gaziantep Canlı Hayatı İyileştirme Derneği başkanı Cengiz Bayram bu çağrıyı gördü, derhal Ömer'le iletişime geçti, biz sahip çıkarız, bize emanet edin dedi. Güzel dedi ama… Ömer El Bab'ta operasyondaydı, Türkiye'ye gelmesi mümkün değildi, nasıl olacaktı bu iş? Ömer aradı taradı, görevi bittiği için memlekete dönecek olan bir silah arkadaşını buldu, kediyi ona teslim etti, o da sınıra kadar getirip, Cengiz Bayram'a verdi. Hemen veterinere götürüldü, tedavi edildi, bakımı yapıldı. Barınağa yerleştirildi. Karnı tok, sırtı pek, sağlığı gayet iyi, korkmadan, saklanmadan, huzur içinde mırıl mırıl uyuyarak… Kendisi için kelimenin tam manasıyla göğsünü siper eden Ömer'in sağ salim gelmesini, yeniden kucaklamasını beklemeye başladı.

*

“Yurtta Barış Dünyada Barış” diyen Mustafa Kemal'in askeri Ömer… Savaşın ortasında bulduğu bu kediye ne isim verdi biliyor musunuz?

*

“Barış” dedi.

Senin ismin “Barış” olsun.

*

Hayatını ortaya koyarak çarpışan bir asker için bundan daha kahramanca bir davranış, bundan daha cesur bir tavır, savaşın yokediciliğine karşı bundan daha yürekli bir meydan okuma olabilir mi, inanın bilemiyorum. Canlı bombaların can pazarından Hollywood bile böylesine bir insani öykü hayal edebilir mi, sanmıyorum.