Eğer kök kutsalsa dallar da kutsaldır... Konu: Zeytin / Halit Payza

Eğer kök kutsalsa dallar da kutsaldır... Konu: Zeytin / Halit Payza

24 Haziran 2017 - 2122 kez okundu.

Nâzım Hikmet, 1947’de "Yaşamaya Dair"de zeytin ağacı üzerine şu dizeleri yazar:
 Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 

                yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

                               hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

                              ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                              yaşamak yanı ağır bastığından.”

Zeytin eski Yunancada zeytin ağacı anlamını içeren ‘eleia’ kökünden, Latince olea türetildi. Anadolu’da yaşamış Akatlar’da da ‘zeirtum’ sözcüğüne rastlanır.

İlk zeytin ağacının varlığı insanlığın başlangıcına kadar çekilebilir. Kuşkusuz yerküredeki ilk ağaçtır denilemez ama ilk ağaçlardan biridir. İnsan soyu zeytine kutsal bir değer yükler. Bunun içindir ki kitaplı dinlerde zeytin ağacının yeri vardır.

Eski Yunan mitolojisinde zeka, sanat, strateji, ilham, barış tanrıçası Athena ve müziğin, sanatların, güneşin, ateşin, şiirin tanrısı, kehanet sahibi bilici tanrı Apollon zeytin ağacıyla özdeşleştirilir. Zeytin ağacı bu tanrıça ve tanrının simgesidir, onlarla anılır. Apollon başka ağaçlarla da özdeşleştirilir; örneğin Defne, Palmiye, Demirhindi…

Diğer tanrı ve tanrıçaların da özdeşleştirildikleri başka ağaçlar anılır Yunan Mitolojisinde; Zeus için meşe, Hera için elma, armut, söğüt, Pershepone için kavak, söğüt, Poseidon için dişbudak, Hades için mersin, Dionysos için öncelikle asma, incir, sarmaşık ve çam… Athena’nın ölümsüzlüğü zeytin ağacına bağlıdır, yaşadığı sürece yaşar. Kimi tanrı ve tanrıçalar zeytin ağacı altında doğar. Caesar başında zeytin yapraklarından örülme bir taç taşır. İsa’nın çarmıha gerildiği ağaç zeytin ağacındandır. Zeytin ağaçlarına zarar vermenin cezası ölümdür. Dinsel ritüellerde kandiller içinde yanan yağ zeytinyağıdır. Olimpiyatlarda yengi kazananlara zeytin dalından yapılmış taç takılır.


Aden Bahçesi’nden kovulan Adem, öleceğini anladığında insanlara ölümü getirdiği, sınırlı bir yaşama mahkum ettiği için vicdan azabı duyar ve kendini affettirmek ister. Adem, üçüncü oğlu Şit’e bir görev verir. Aden Bahçesine gidecek, kapıdaki nöbetçilere yalvararak bahçedeki iyi ve kötünün ağacından üç tohum getirmesini isteyecektir.

Melek Şit’in istemi üzerine, Adem’in son arzusunu yerine getirir ve ona Aden’deki kutsal ağaçlardan oluşan üç ağacın tohumunu verir. Şit babasına koşar. Adem, Şit’e vasiyet olarak öldüğünde getirdiği bu üç tohumu ağzının içine koymasını ister. Vasiyeti yerine getirilir, Şit tohumları Adem’in ağzının içine bırakır. Adem İsrail’in kuzeyinde Galile’de, Tabor Dağı eteklerindeki Hebron Vadisi’ne gömülür. Adem toprağa karışınca ağzındaki tohumlar gelişerek ağaca dönüşür. Bu üç ağaçtan biri zeytin ağacıdır, diğerleri sedir ve servi…


Nuh Tufanı sonrası, suların çekildiğini müjdeleyen güvercinin gemiye döndüğünde ağzında tuttuğu yapraklar zeytin ağacının yapraklarıdır. Zeytin ağacının barışın sembolü olması Eski Ahit’teki bu mitolojik anlatıya dayanır. Tanrı gazaba gelmiş, insan soyuna savaş açmış, sularla bütün canlıları yok etmiştir. Öfkesi yatıştığında, Tanrı insanları bağışladığını, barıştığını simgesel olarak zeytin ağacı yapraklarıyla duyurmuştur. Yazısız, karşılıklı inanca dayalı sözel bir barıştır bu.

Eski Ahit ve Tanah’ta da yer alan Hâkimler Kitabı’nda ağaçlar kendilerine bir kral seçmek istediklerinde ilk başvurdukları ağaç da zeytin ağacıdır. Mısır kökenli tanrıça İsis, Mısırlılara zeytin ağacını ekmeyi, meyvelerini işlemeyi ve yağını sıkmayı öğreten evlilik tanrıçasıdır. Tutankamon başında taşıdığı ‘Adalet Tacı’ zeytin yapraklarıyla örülüdür. Üçüncü Ramses Tanrı Ra’ya, Heliopolis’i zeytin ağaçlarıyla süslediğini söyler. Tanrının kenti zeytinin yağıyla aydınlanır.


Atina’nın koruyucu tanrıçası siteye adını veren Athena’dır. Koruyucu tanrıça unvanını Zeus’un düzenlediği yarışma sonucu kente armağan ettiği zeytin ağacıyla hak etmiştir. Zeus kentin koruyucu tanrısını seçmek için bir yarışma düzenler. Siteye en değerli armağanı veren sitenin koruyucusu olacaktır.

Poseidon elindeki üç dişli yaba ile deniz kenarındaki kayaya vurur, kayadan bir at çıkar ve kişneyerek kaçar, Azra Erhat’a göre Poseidon’un dokunduğu yerde tuzlu bir göl ya da deniz oluşur. Athena ise elinde taşıdığı mızrakla yere hafifçe dokunur, dokunduğu yerden dalları meyveleriyle dolu zeytin ağacı çıkar. Atinalılar bu ağaçtan elde ettikleri yiyecekler, sıkarak yağını elde edecekler ve yağıyla birbirinden lezzetli yemekler yapacaklardır.

Zeytinden elde edilen bu sıvıyı sadece bu amaçla kullanmakla da kalmazlar, onu hastalıkların sağlatımı için ilaç olarak kullanırlar. Yaralara sürülen zeytin yağı tez zamanda yaranın kapanmasını, yaralının iyileşmesini sağlayacak, kandillerde yanarak karanlığı aydınlatacaktır. Ağaç Akropolis’e dikilir. Zeytin ağacına yalnızca bakire ve günahsızlar dokunabilir, meyvelerini toplayabilir. Söylenceye göre yeryüzündeki bütün zeytin ağaçları Athena’nın bu ilk zeytin ağacından çoğalmışlardır. Ne var ki Athena’nın koruyucu tanrıça seçilmesi Poseidon’un oğlu Halirrothios’u kızdırır.

Eline keskin bir balta alan oğul Akropolis’teki zeytin ağacını kesmek için gelir. Balta ağacın gövdesine indiğinde bir mucize gerçekleşir, ağacı kesmek üzere sallanan balta onu sallayanın başına isabet eder ve Halirrothios oracıktı ölür.


Aristoteles zeytin yetiştiriciliğini alelade bir tarımsal bitki üretmek olmaktan çıkarır onu bilim düzeyine yükseltir. Homeros, zeytin ağacının gölgesinde dinlenirken kulağına “Herkese aidim ve kimseye ait değilim, siz gelmeden öncede buradaydım, siz gittikten sonrada burada olacağım” diye fısıldadığını söyler ve yağı için ‘sıvı altın’ yakıştırmasını uygun görür. Hippocrates sağaltıcı ilaç olarak kaydeder. Solon onu korumak için yasalar koyar. Zeytinyağı kozmotikte de kullanılmaya başlanır. Paul Freedman, ‘Yemek Damak Tadının Tarihi’ kitabında (Çev. Nurettin Elhüseyni, Oğlak Güzel Kitaplar, İstanbul 2008) Antik Yunan mitolojisinde tanrıların insana üç şey armağan ettiğini yazar. Bunlar tahıl, şarap ve zeytindir. Bu armağanlardan tahıl tanrıça Demeter’in, şarap Dionysos’un ve zeytin tanrıça Athena’nın armağanıdır. Ne var ki bu söylence doğru değildir.

Zeytin’in anavatanının yalnızca Antik Yunan mitolojisine mâledilmesi yanlı bir söylencedir. Ege Denizi’nin karşı yakası Anadolu zeytin ağaçlarının yetişmesi için en uygun iklimi sunmaktadır. Milet’te, Efes’te, Foça’da, Urla, Çeşme, Assos’ta bolca zeytin yetiştirilir. Milet'te yetişen zeytin ağaçları ile ilgili olarak Tales’e ilişkin anlatılan bir söylence vardır.

Söylenceye göre, henüz zeytin hasadından çok önce, kış aylarında Thales, gökyüzünü inceleyerek, o yılın zeytin hasadının çok olacağını öngörür. Millet ve Kinos'da bulunan zeytinyağı çıkarıcılarını ve bu iş için kullandıkları gereçleri uzuca kiralamış. Bereketli hasat mevsiminde daha yüksek bir fiyata bunları zeytin üreticilerine kiralamış ve bu işten dolayı oldukça yüksek bir gelir elde etmiş.

Tales’in bunu yapmaktaki ereği para kazanmak değildir. Tales, felsefecilerin işinin sadece felsefe yapmak değil, eğer isterlerse çok kolay zengin olabileceklerini, ancak para kazanmak değil asıl önemli olanın bilgi olduğunu kanıtlamak istemiştir.

Zeytin ağacı Ege’ye Akdeniz ticaret yolları aracılığıyla ulaşmıştır. Zeytin bahçeleri özellikle Ege ve Akdeniz’de yoğunlaşmıştır. Zeytin ağacına ilişkin ilk arkeolojik bulgular Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda rastlanır. Yapılan kazılarda otuz dokuz bin önceye ilişkin zeytin yaprağı fosillerine rastlanmıştır.


Teolojide kitaplı dinlerde beş meyve kutsal olarak nitelendirilir. Bu beş meyve; zeytin, incir, hurma, nar ve üzümdür. Eski Ahid’in ‘Çıkış, 30:31’ bölümünde Zeytin yağıyla ilgili olarak Rab şöyle seslenir: “Ve onlara diyeceksin: Bu nesiller buyunca bana kutsal mesh yağı olacaktır.”

Tevrat’ta Mezmurlar 52:8’de Davut  “Fakat ben Allah’ın evinde yeşil zeytin ağacı gibiyim” der. Yine Zekerya Bap 4:11-14’te şunlar yazılıdır: “Ve cevap verip ona dedim: şamdanın sağında ve solunda bu iki zeytin ağacı nedir? Ve yine ona cevap verip dedim: iki altın oluğun yanında olan ve kendiliklerinden altın gibi yağ akıtan bu iki zeytin dalı nedir? Ve bana söyleyip dedi: Bunlar nedir biliyor musun? Ve dedim: Hayır, efendim. Ve dedi: Bunlar mesholunmuş o ikilerdir ki, bütün dünyanın Rabbi yanında durmaktadırlar.” İncil’de Romalılara gönderdiği mektupta Pavlus Zeytin ağacına ilişkin şunları yazar:  “Eğer kök kutsalsa dallar da kutsaldır.” Kuran’da da zeytin ağaçları dört ayrı surede geçer. Bunlardan Tin Suresinde Allah zeytin ve incir ağacı üzerine yemin eder: “İncire ve Zeytine ant olsun!” En’am Suresi’nin99. Ayetinde ağaçların sayısı dörde çıkar. “İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız.” Nahl Suresi, 10–11’de sayılan meyveler arasında zeytin vardır: “Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir.” Nur Suresi'nde de nurun zeytin ağacının ışığından tutuşturulduğu yazılır. “… inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak berraktır. Nur üstüne nur.”


Yedi kez gündeme getirilen ve tepki üzerine geri çekilen zeytinliklerin imara açılmasına ilişkin yasa teklifine ve belki de sekizinci kez yeniden gündeme getirilerek yasalaştırılmak istenilmesine inat zeytini savunacağız yine.

Nâzım’ın dizeleriyle başladık mitolojik / teolojik yazıya, öyleyse ona uygun olsun, Melih Cevdet Anday’ın ‘Yağmur Altında’ şiirinin dizeleriyle bitirelim:

“Ah acımasızdır uykusuz soru
Delice zeytin yerdi atamız Homeros
Biz yemezdik, aşılı zeytindi bizimki
Suskun arpa, uyur uyanık harlı toprak
Ama yüzyılımız hamdı, delice idi.”

Halit Payza
Gercekedebiyat.com