Barış İnce edebiyatı 2.0 / Alper Erdik

Barış İnce edebiyatı 2.0 / Alper Erdik

23 Kasım 2018 - 883 kez okundu.

Geçtiğimiz yıl, Gezi’nin yıldönümünde, Can Yayınları’ndan çıkan ve “baştan sona Gezi kokan bir kitap” iddiasıyla pazarlanan Çelişki romanının yazarı Barış İnce, Sarsıntı adlı yeni çalışması ile tekrar gündemde.

Biz kitabın varlığından haberdar olana dek, ikinci baskıyı yapmışlar bile. Bu ot çöp edebiyatını takip eden sıkı bir kitle var nihayetinde; Migros’tan Bavul, Ot, Kafa dergilerini toplayıp Can’dan çıkan öykü ve romanları kaçırmayan. Eş dost da zaten çok, olup gidiyor işte bu işler.

Koskoca Emre Kongar beğenip de takipçilerine tavsiye ettikten sonra…

Yazarla ilk röportajı yine Cumhuriyet ekibi yapmış, önceki kitap çıktığındaki gibi. Bu da ilginç. Gazeteyi ele geçiren liberal çete tasfiye edildi; ama gazetenin Barış İnce severliği sürüyor. Birleşik popüler sol satma hareketi: Cumhuriyet’ten BirGün’e, T24’ten Duvar’a, Tuhaf’tan Doğan Kitabevi’ne herkes var bu mecrada; biz hariç!


İnce, yeni kitabında söze değil öyküye odaklanıyormuş; öyle söylüyor. Sarsıntı’da elle tutulur iki metafor var, ada ile deprem; onların da Türkiye ve 12 Eylül olduğunu açıkça anlatıyor. Bu büyük zeminde, aklına geleni yığıyor sonra 105 sayfaya; orta sınıf eleştirisi, tarikatlar, ülkücü mafya, dostlukların kayboluşu vs. İstediğini seçip beğenip almak okuyucunun işi. Her konuda eleştirisi olan genç bir yetenek sonuçta yazar.

Tabii serde solculuk da var; Cumartesi Anneleri’ne değinmemek olmaz. Ha, bu değini kitabın kurgusuna hiç uymuyor; ama sorun değil. Postmodern edebiyat diye bir şey var. Mülakatlarda da bir iki Foucault, Bentham değinisiyle iş kotarılıyor. Neticede, fazla da derinliğe lüzum yok; zaten 7000 baskı cepte.

Barış İnce, Çelişki’de, kişilik bölünmesi yaşayan, kendisi gibi 1982 doğumlu, yarı deli genç bir solcunun ağzından anlatıyordu derdini; bu romanda sınırları iyice zorluyor, o büyük yaratıcılığıyla, bu kez, yine 1982’li, intihar etmiş bir gencin hayaletini konuşturuyor.

Bir hayaletin anlatıcı olması…

Yazar henüz ikinci kitabıyla Türk edebiyatında yeni ufuklar açıyor!

Akıllı lafını deliye ettirirmiş; İnce de ölmüşlere ve ruhsal bunalımlılara söyletiyor. Gazetesinde yazsa tepki alacağı ne varsa romanlarında işliyor. Kitabın bir yerinde, Eski ve yeni Türkiye mukayesesi var ki evlere şenlik. Eskiden yine az da olsa adalet, edep adap vardı, diyor karakter; şimdi o da yokmuş. Ne kadar da ince bir üslup, değil mi? Pardon da Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi komploları olan Ergenekon ve Balyoz sürecinde, “Yiyin Birbirinizi!” manşetini hangi gazete atmıştı? Şu Baskın Oran’ın solculara küfürler ettiği köşe yazılarını yine solculara okutan gazete olabilir mi?

12 Eylül’den sonra ülkemizi ele geçiren yüzlerce tarikattan birine odaklanıyor yazar. Bunların insanları nasıl akılsızlaştırıp yanlış yerlere yönlendirdiklerini işliyor. Kitabın özelinde ise, bunlardan birinin liderinin çocuklara yönelik cinsel istismar eylemleri konu ediliyor. Barış İnce, bu öyküyü gerçek bir olaydan yola çıkarak hazırladığını söylüyor. Doğrudur; henüz geçtiğimiz yaz bu tip şeyler dökülüp saçıldı ortalığa.

Anca kitabın başında öyle yazmıyor; okuyacağımız her şey uydurma imiş, gerçekle ilgisizmiş; okur uyarılıyor. Buna peki neden ihtiyaç duyuluyor? Anlatılanlar, tamamen yaşanmıştır ve yazarca roman için edebi anlamda dramatize edilmiştir, denmiyor? Kimden, niye çekiniliyor?


Bütün kritik konularda bir taraf olmaktan kaçınan ve bu yüzden önce bitaraf sonra bertaraf olan bir siyasi geleneğe yakın gazetede, politik refleskleri varsa bile, şimdilerde o da törpülenip yok olan Barış İnce’den fazlasını beklemek de gerçi biraz gerçekçilikten uzak görünüyor. Ultra cilalı imaj devrindeyiz; her şeyden haberdar, her şeye eleştirel yaklaşan genç ve yetenekli solcu pozları, ne de olsa küçük gruplarında insanları yaşatabiliyor.

Tarikatlardaki istismar, taciz, tecavüz olaylarını belgelerle kitaplaştırıp halkımıza sunmaya ne gerek var zaten; kitap fuarlarında havalı havalı konuşmak dururken. On yılda gazetecilikten dergiciliğe, oradan romancılığa sıçrayan, kariyer gelişimi üst düzeyde olan biri, neden böyle riskli işlere girişsin ki; akarken doldurmak lazım. Bizimki de laf.

Bu arada, görmeyeli epeyce değişiklik olmuş Barış İnce’nin hayatında. Aktif BirGün yöneticiliğini bırakıp İzmir’e taşınmış. Barış İnce Yazı Atölyesi’ni kurmuş. Öykü, deneme, makale… her türde yaratıcı yazma dersi veriyormuş. Burada üretilen çalışmalar da Bavul dergisinde yayımlanacakmış. Şaşırtıcı mı, değil. Burası "yeni Türkiye"; sağıyla ve “sol”uyla.

Yazarın diline ve anlatımına ilişkin ayrıca konuşmak gereksiz. Ercan Kesal’ın canını yakan, içinde Cemal Süreya’nın kuşlarını uçuran bir dil onunkisi. Yine fırça yemek istemiyorum İnce’nin hayranı üstatlardan. Geçiyorum.

İki üç haftada yazıldığı çok açık olan Sarsıntı, ilk kitapla beraber ele alındığında, Barış İnce’nin yazınsal yolculuğunun ne yöne devam edeceğini az çok tahmin edebiliyorum.

Seneye bu vakitler veya sonraki yılın başında, yazar olmak isteyen masum, genç bir solcunun içsel bunalımları, konulu bir roman bekliyorum kendisinden. Karakter yine 82’li olabilir. Yine yalnız, tek başına, çaresiz kalabilir. Zira yazarın kişisel politik hattı buna evriliyor. Söyleşilerinde örgütlü cesaret lazım, derken; romanlarında karakterlerine şövalyecilik oynatıyor. Toplumsal alanda söylenenler, kişisel düzlemdekilere uymayınca işte böyle oluyor. Pek çok solcunun yaşadığı bu handikap İnce’de de açıkça görülüyor. Bu kafa yüzünden işte, solculuk ülkemizde bir üniversite hatırası olarak kalıyor. O gençlerin önünde yürüyenler çünkü ilk fırsatta bir yerlere kaçıp kendi işine bakıyor. Arkada kalanları ise büyük bir hayal kırıklığı bekliyor.

Yol elbette elzem; ama bize önce sağlam yoldaşlar gerekiyor. Toplumsallıkla ilgili bütün iddiaları, partileri, örgütleri, sendikaları, kültürü, sanatı, edebiyatı, sinemayı;  sol söylemlere ele alır gibi görünüp aslında piyasanın değerleriyle yeniden üretip bize satanlardan arınmak ihtiyacı, artık iyice yakıcılaşıyor.

Ve evet “çelişki”ler büyüdükçe “sarsıntı”lar da artıyor. Yeni bir sol, yeni bir edebiyat, yeni bir ülke kurulacak!

Elimizde şimdilik somut hiçbir gösterge olmasa da buna inancımız asla yitmiş bulunmuyor.

(Çelişki ile ilgili inceleme: Barış İnce’nin Çelişki’leri)

 

Alper Erdik

GERCEKEDEBİYAT.COM