Aura / Cihat Serbest

Aura / Cihat Serbest

09 Ekim 2019 - 217 kez okundu.

 

 

Ayın parıldadığı kırmızı bir kış gecesi, şeytan

çıkıp gelmiş kışlaya yeni gelen askerin düşüne ve

fısıldamış kulağına sinsice.

Seni demiş, mareşal yaparım ister misin?

Asker demiş ki: Ben rütbesiz bir erim nasıl olurum

mareşal? Değil ki mareşal olmak için savaş kazanmak

gerekir ordulara komuta ederek.

Savaşlar, demiş şeytan, bir tek topla tüfekle

kazanılmaz, karşındakiler asker olsun yeter.

Bir bedeli olmalı bunun demiş asker, yoksa

neden savaş kazandıracaksın ki sen bana?

Var elbet demiş şeytan, mareşal yapar ruhunu

 alırım, başka kimse el süremez ona. İkinci bedel

 oyunun bir parçası. Hazırsan başlayalım

Peki, demiş asker, mademki mareşal yapacaksın

 beni, başlayalım öyleyse, hazırım bedelini ödemeye.

 

Dolunayın parladığı o kırmızı gecede

Asker önde şeytan arkada

Dalmışlar düşle gerçeğin birbirine karıştığı

Labirent dolu karanlıklara.

 

Ve hikâye bitip bedeller ödendiğinde

Söyletir asker yeni rütbesini

Yıldızlı bir meleğe.

 

 

Cihat Serbest

GERCEKEDEBİYAT.COM