Ahmet İnsel… Mehmet Altan… Eser Karakaş… Ceyda Karan… Artık Ne Satacak? / Ahmet Yıldız

Ahmet İnsel… Mehmet Altan… Eser Karakaş… Ceyda Karan… Artık Ne Satacak? / Ahmet Yıldız

25 Haziran 2016 - 8750 kez okundu.

Hemen söyleyelim ki emperyalist merkezlerde çatlak çok büyük. Ve AB’nin çatırdamasıyla sosyalistlerin önü açıldı. Açıkçası, AB zincirinden  (ideolojik, politik, kültürel hegemonya) kurtulmuş bir sol beni heyecanlandırıyor.

 

İngiltere’nin AB’den çıkmasının –üstelik kendi icad ettikleri “referandum” silahıyla– kesinleşmesi zaten sallantıda olan ve yapısal birçok sorunla yola devam etmekte olan Avrupa Birliği’ni derinden sarstı.

 

Bu olay, dünyada, hem bizim gibi AB nezdinde (eşitlerin değil "metres ilişkisi"!)  yarı sömürge ülkelerin durumunda, hem emperyalist merkezlerin temelinde bundan sonra izleyecekleri yol açısından büyük çalkalanmalar ve sarsıntılara yol açacaktır.

 

Türk sosyalistlerinin 1960'larda, 70'lerde Ecevit dahil her çeşidi Ortak Pazar - AB oluşumuna karşıydı. "ONLAR ORTAK BİZ PAZAR" sloganları yüzde yüz doğru çıktı!

 

Bilindiği gibi Avrupa’da ve dünyada “Birlik” fikri ilk sosyalistlere aittir. İnsanların eşitlik ve kardeşlik içinde sınırlar olmadan, tek dil, tek devlet çatısı altında eşit yaşamalarının kaynağı komünist teoridir.

 

Oysa:

 

AB EMPERYALİST BİR PROJEYDİ

 

1- Avrupa Birliği fikri “demokrasi, eşitlik, adalet, sınırların kaldırılması vs.” gibi sosyalistlerden aşırılmış cilanın altında saklanan emperyalist bir projeden başka bir şey değildi. Emperyalizm 80'lerdeki küresel krizini, AB görünümünde bugüne kadar taşıyabildi.

 

2- Emperyalist burjuvazi Winston Churchill’in 1946'da Zürih Üniversitesinde Avrupa Birleşik Devletleri'nin kurulması zorunluluğuna işaret etmesinden altı yıl sonra savaş sonrası yıkımda Avrupa’nın kalkınmasında temel girdi olan kömür ve çelikte rekabeti engellemek anlayışıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu kurdu (Paris Antlaşması  1951). Uzun yol en son Maastricht Avrupa Birliği Antlaşmasıyla (1992) AB'nin hukuki temellerini meydana getirdi.

 

 

3- Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasına denk gelen kuruluş, bir taşla iki kuş vurdu. İnsanlığın daha iyi bir dünya özlemine yanıt veren sosyalizm düşüncesi “AB kriterleri” olarak ustaca paketlenip sosyalizan kitlelere başarıyla satıldı. Böylece burjuvazi tarihsel fırsattan yararlanıp komünizm düşmanını geçici de olsa ideolojik olarak da alt etmeyi başardı.

 

4- Bu yabana atılacak bir durum değildi. Öyle ki bu merkezlerdeki sosyalist partiler bile emperyalist oluşuma ad değiştirerek girdiler, bu sistemin bir parçası oldular; hepsi Libya işgalini savundu.

 

5- Türkiye’de 12 Eylül darbesinde paralanmış sol tümüyle “AB solu” olarak içselleştirilip yutuldu. Gerçek sosyalistler ve devrimciler adam yerine bile konmadılar, dışlandılar, küçümsendiler.

 

6- Sosyalizm mücedelesi değil, AB’yi savunma mücadelesi galebe çaldı. Çok kolaydı; risksiz, üstelik kazanç getiren bir Yol’du! 

 

7- Bizim gibi yarı sömürge ülkelerin aydıncıkları da, dünyayı sosyalizm değil AB kurtaracak diye ekran bülbülü kesildiler. Mehmet Altan’a göre onların sunduğu zehirli badeyi içersek en azından kanserli ayakkabı giymeyecek, ilaçlı meyve yemeyecektik!

 

8- Yolunda hiçbir engel kalmadığını sanan emperyalist tekeller AB kalkanının arkasında tümüyle “NEOLİBERAL” politikalar izledi. AB, neoliberalizm denen uygulamanın kaynağı, baş destekçisi ve uygulayıcısıydı. Ülkeler işgal ettiler, Libya'da, Bağdat'da, Suriye'de  milyonlarca insanı öldürüp binlerce yıllık yurtlarından sürgün/mülteci ettiler.

 

 

ŞİMDİ NE OLACAK?

 

9- AB emperyalizmi, üç ay önce Paris’te ağırlayıp üç ay sonra Trablusgarp'ın yol menfezlerinde ırzına geçirtip öldürttüğü Kaddafi ve Şii mahallesinde idam ettirdiği Saddam’ın lanetine uğradı.

 

10- Arap Baharı, tarihin ironisine bakın ki genç kız görünümünde, ama kazıyınca bir cadaloz olan AB denen bu köhne yapıyı vurdu.

 

11- Değil AB'nin artık İngiltere’nin bir bütün olarak kalmasının imkânı yok. 250 yıllık birlik Galler, İskoçya, İrlanda, İngiltere olarak bölünüp gidecek.

 

12- Alman tekelleri AB kalkanı altında Nazileri aratmayacak denli işgal ettikleri diğer AB üyelerinin direnişiyle boğuşmak durumunda kalacak.

 

13- Fransa, İtalya, Hollanda, hele İspanya kaynayacak…  Herkes başının çaresine baksın komutu bir panik komutudur bilindiği gibi! Emperyalizm bu krizine yeni bir ittifaklar çaresi bulana dek.

 

TÜRKİYE…

 

14- Tayyip Erdoğan’ın “Eyy Ab daha siz bir araya gelemiyorsunuz yahu!" dediğini duyar gibiyim. 

 

15- Ancak olaya Erdoğanüstü, Erdoğan takıntısının dışında  bakmayı becerebilirsek Türkiye gibi AB sömürgesi, tokatlanıp azarlanan şallak mallak olmuş bir ülkeye gün doğdu. Birincisi bize tokat atamayacak, yüksek sesle buyuramayacaklar. Türkiye bir ayak bağından hiçbir getirisi olmayan oyalayıcı ağır bir yükten kurtulmuş olacak. Geleceği için daha özgür ve gerçekçi stratejiler belirleyebilecek.

 

16- Türkiye bu ciddi yarılma karşısında bölgesine ve diğer komşularına oradaki oluşumlara yüzünü dönebilecek. Fırsatları lehine çevirip liderlik bile yapmaya soyunabilecek.

 

17- Can Dündar gibilerin Almanya’dan “demokrasi”  talep etmeleri daha komik hal alacak.

 

18- Suriye’nin kuzeyindeki oluşuma ve PKK'ye  AB desteği giderek bir sorun olmaktan çıkacak; Türkiye daha bağımsız politikalar izleyebilecek. (Tayyip Erdoğan'la değil elbette.)

 

19- Ermenistan arkasında AB desteği olamayacağını görünce komşularıyla nesnel koşullara göre masaya oturmak zorunda kalacak. Türkiye’nin önünde Ermeni sorunu kalmayacak.

 

20- Şair ve yazarlarımız, -AB ideolojisiyle yerleşip musallat olmuş ve onları halkından koparmış- birtakım manyak/kısır konulardan uzaklaşıp, genel anlamda insanlığın, emekçi halkın, ama öncelikle kendi ülkesi ve halkının gerçek sorunlarına eğilme fırsatı yaratacak ideolojik kanona yeniden dönecek!

 

Daha maddeleri sıralayabiliriz.

 

Ama tekrarlayayım, sosyalistler emperyalist kamptaki bu durumu iyi tahlil eder, geçmiş sosyalist uygulamalardan dersler çıkarıp ve yeni bir söylem geliştirip yeni bir yol tutturabilirlerse AB'nin fonlarla, demokrasi yalanlarıyla önünü kapattığı sosyalizan düşünceler tüm dünyada insanlığın tek kurtuluşu olarak yeniden gündeme gelecek.  

 

Ahmet Yıldız

Gerçekedebiyat.com