Adorno'nun rüya(kayıt)ları gerçek mi oluyor?

Adorno'nun rüya(kayıt)ları gerçek mi oluyor?

14 Temmuz 2012 - 5290 kez okundu.

Viyana, 26 Haziran 1960

Önceki gece rüyamda şunu gördüm: günlerden bir gün, her taraf zifiri karanlık olmuş; Dünyanın yaradılışından beri ilk defa güneş doğmamış. Bunun farklı açıklamaları varmış; biri kıyametin yaklaştığı, bir diğeri Londra’ya atom bombası atıldığı ve bunun sonucunda oluşan is bulutunun bütün dünyaya yayıldığı ve her yeri kararttığı yönündeymiş. Açık havayı çıkıp geniş, engebeli, çok sakin ve huzur dolu bir manzaraya bakıyorum. Tamamen teselli edici. Rüya, büyük olasılıkla Helena Berg’le buluşmamla alakalıydı.

 

Frankfurt, 10 Ekim 1960

Rüyamda Kracauer bana göründü: sevgili arkadaşım, kitap yazıp yazmadığımızın, bu kitapların iyi veya kötü olmalarının aslında hiç önemi yok. Bir yıl boyunca okunacaklar. Sonra da kütüphane raflarına yerleştirilecekler. Sonra rektörün biri gelecek ve kitapları çocuklara dağıtacak.

 

Frankfurt, 13 Nisan 1962

Bir sınava girmeliymişim, coğrafyadan sözlü sınava. Çok sayıda öğrenci, muhtemelen üniversitedeki bütün öğrenciler arasından bu sınava girmesi gereken sadece benmişim. Bunun diğer başarılarım nedeniyle bana tanınan bir öncelik olduğu söyleniyor. Leu Kaschnitz tarafından sınava tabi tutuluyorum. Sınav sorusunu söylüyor. Roma’nın, gri, karton kapaklı bir oktav cilt içindeki eski bir plan üzerinde kesin hatlarla çevrelenmiş olan bölgenin alanını bulmam gerekiyor. Hesaplama sırasında kullanmam için verilen malzemeler sarı bir açılır kapanır cetvel, bir büyük bir küçük not defteri, birkaç kalem. Her nasılsa masada bir harita da var ama daha ilk bakışımda bunun Roma değil Paris haritası olduğunu görüyorum. Haritanın üzerine ikizkenar bir üçgen çizilmiş, Seine Nehri üçgen tabanını, Montmartre da tepesini oluşturuyor. Bu üçgenin ölçümünü yaptığım bölge olduğuna dair bir hisse kapılıyorum. Ben ölçümle uğraşırken, Leu’nun da gözetmenlik yapması gerekiyor ama bana acele etmemi, çok az vakti olduğunu söyleyip duruyor. İlk izlenimim bana yöneltilen sorunun çocuk oyuncağı olduğu yönünde, sanki becerilerimi ve bilgilerimi zorlamayan, aksine gayretle çalışan, ayrıntılara dikkat eden, herkesin kolayca üstesinden gelebileceği bir görev… (…)

Bütün bunların bir rüya olduğunu anlamam için epey bir zaman geçmesi gerekti.

 

Frankfurt, 22 Mart 1966

Bir fakülte oturumu sırasında, hakkımda konuşulacağı için dışarı çıkmam isteniyor. Odaya geri dönerken, iş arkadaşlarımdan birisi –Bay Keller ya da Bay Petzer, tam olarak çıkaramadım- bacağını uzatarak yolumu kesiyor ve ona takılarak sendeliyorum. Bu utanmazlığı yüzünden onu azarlıyorum. Bana, bunu anlamadığım söyleniyor. Bu eski bir gelenekmiş. Bu geleneğe göre şimdi dekana başvurup, resmi şikayetimi belirtmeliymişim. O da bana, fakültenin oturumlarına katılmamam yönünde karar alındığını bildirecekmiş. Şokla uyandım.

 

Recklinghausen, 16 Mart 1969

A gecenin ilerleyen saatlerinde yatağıma geldi. Ona beni seviyormusun diye sordum, bana gerçekten de öyleymiş gibi, büyük bir doğallıkla “Deliler gibi” yanıtını verdi. –Biraz sonra Rudolf Hirsch’le bize gelmişti. Hoffmannsthal’deki incelikler üzerine konuşmaya başladık. A. Konuya oldukça ilgisiz bir şey söyledi. Bunun üzerine Rudolf Gretel’in yanına oturdu. – Dışarıda bir kuşun kulağıma Zwatscha gibi gelen ötüşüyle çok erken uyandım.

 

Recklinghausen, 29 Mart 1969

İki aylık bir sessizlikten sonra A.’dan bir mektup geldiğini gördüm. Merakla önce imzayı okudum. Şöyleydi: Geçici olarak son kez. Senin, A.

 

Baden Baden, 12 Nisan 1969

A.’yla birlikte intihar etme planımı konuştum. Sanki bu fikri önce o ifade etmiş gibi hatırlıyorum; her halükarda, teklifimi o soğukkanlı tutumunu bırakmadan, severek kabul ediyor. Birlikte R.P. gibi yüksek bir kuleden atlamayı düşünüyor ama sonra vazgeçiyoruz. Sonra şöyle diyor: O halde seninle birlikte ölmeyi deneyeceğim. Bu “deneyeceğim”den, samimi olmadığını hissediyorum. Daha sonra tiksintiye dönüşen bir hayal kırıklığıyla uyandım. –Aynı gece, daha geç saatte: Habermas bana, psikanalatik deneyimine dayanarak, beni rahatsız eden bir şeyi içime atmamın çok tehlikeli olduğunu, böyle yaparsam kansere yakalanmanın işten bile olmadığını söylüyor.

(…)

 

Theodor W. Adorno

(Rüya Kayıtları, YKY,  1. baskı, sayfa 61-62-63. İstanbul 2007. Çev. Şeyda Öztürk)

 

Gercekedebiyat.com