"Bu Nasıl Ülke Arkadaş" diyenler için Reşat Ekrem Koçu Dersleri / Ahmet Yıldız

09 Ağustos 2016 - 4940 kez okundu.

 

Türkiye, özellikle son darbe girişiminden sonra “Bu nasıl bir ülke arkadaş böyle” dedirten bir ülke.

Başbakanlar (Sadrazam) azledilip alelacele değişiyor, bakanlar, kethüdalar kelle veriyor!

Dün savcı, yargıç olanlar bugün mahkum, yıllarca tv’lerde, gazete köşelerinde halka akıl verenler elleri kelepçeli, dün general olanlar bugün er bile değil.

21. Yüzyılda güpegündüz işgal edilmeye çalışılmış bir ülke!

14 yıllık Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarının yönetme biçiminin tuhaflığı mı desek acemiliği mi desek her neyse, sonuçta Türkiye’nin yıllardır halı altına süpürülmüş temel sorunlarının kara balta biçimde gün yüzüne çıkardı.  

Türkiye’nin elli yıldır karnını ağırtan sorunların topu, bütün tarihsel toplumsal çelişkiler bir araya gelip özellikle son on yılda su yüzüne çıktı ve her şeyi bulandırdı.

Şu anda darmadağınık kevgir gibi bir devlet var. Allahtan şimdilik halk sağlam görünüyor.

 

OSMANLI’DA NASILDI?

Fakat Anadolu’da kurulmuş tüm devletlerin yönetiminde aynı kaos ve derbederlik olduğu görülüyor.

Ünlü tarihçimiz, yazar Reşat Ekrem Koçu’nun Osmanlı Tarihinin Panoraması adlı kitabının herhangi bir sayfasını çeviren bugünkünden pek de farklı olmayan olaylarla karşılaşacak.

 

YALNIZCA BİR YILIN (1648) OLAYLARI: 

1648: Sivas Valisi Vardar Ali Paşa’nın Celali olması ve İbşir Paşa eliyle idamı.

1648: Venedik Donanmasının Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alarak Girit’e yardım götürmemizi engellemesi. Venedik Donanmasını yarıp Girit’e yardım götüremeyen Kaptanı Derya Himaroğlu Mehmet Paşa’nın idamı.

1648: Kösem Sultan’ın Yeniçeri Askeri Ocağı ile hazırladığı askeri hükümet darbesi. Sadrazam Ahmed Paşa’nın evvela azli, sonra idamı ve Sultan İbrahim’in cesedinin ihtilalciler tarafından paramparça edilerek tahttan indirilmesi.

1648: Sultan İbrahim’in pencereleri örülmüş ve kilidine kurşun dökülmüş bir odada hapsi. Halkın ve sarayın ayaklanmasından korkularak Sultan İbrahim’in Cellat Kara Ali ve yamağı Hamal Ali eliyle idamı.

1648:  Bir emri yerine getirmelerine karşın (hatta sadrazam tarafından dövülerek idamı gerçekleştirmişlerdi) bir Sultan’ı boğdukları için iki celladın boğulması.

1648: Celali Karahaydaroğlu Mehmed’i tenkile memur Anadolu Beylerbeyi Çavuşzade Ahmed Paşa’nın Celalilere esir düşmesi.

1648: İstanbul’da büyük Sipahi ihtilali (Sultanahmet Camii Vakası olarak anılır). Sipahiler ile Yeniçeriler arasında Sultanahmet Meydanı ve civarında yapılan kanlı şehir muharebesi, sipahilerin hezimeti ve amansızca imhaları. Yeniçeri ağaları zorbalık devrinin başlaması.

1648: Sultan İbrahim devrinin en önemli adamı Cinci Hüseyin Efendi’nin sürgün edildiği Mihalıç’ta idamı.

1648: Celali Karahaydaroğlu Mehmed’in ele geçirilip İstanbul’da idamı.

1648: Venedik’le Girit Adası civarında ve Dalmaçya’da süren şiddetli deniz savaşları.(s. 138-139)

 

YALNIZCA İKİ YILIN (1651-52) OLAYLARI:

1651: Girit’e cephane ve erzak götüren Donanma-yı Hümayun’un Nakşa (Naksos) adası sularında deniz cengi; bey gemileri kaptanları ile gemilerdeki yeniçeriler yüzünden bozguna uğranması.

1651: İstanbul esnafının Sadrazam Melek Ahmed Paşa’ya karşı ayaklanması, sadrazamın azli, Siyavuş Paşa’nın sadareti.

1651: Kösem Sultan’ın Yeniçerilerle birlikte yeni darbe girişiminin başarısızlığa uğraması, Kösem’in öldürülmesi.

1651: Saray’ın kara ve ak hadımağalarının tagallüp (zorbalık) devrinin başlaması.

1651: Sadrazam Siyavuş Paşa’nın azli, Gürcü Mehmet Paşa’nın Sadareti.

1652: Sadrazam Gürcü Mehmet Paşa’nın azli, Tarhuncu Ahmed Paşa’nın sadareti. Bu vezir tarafından ilk bütçe taslağının yapılması.

1652: Tarhuncu Ahmed Paşa’nın azli ve idamı, Derviş Mehmet Paşa’nın sadareti.” (s.139-140)

 *

Madem artık “Osmanlı” olduk bu tür olaylara toplumca alışalım derim!

(1300 yıllık Bizans yönetiminde olanlar ise başka bir yazı konusu.)

Ahmet Yıldız

gercekedebiyat.com