"Biz zindanda kalmayı Namık Kemal'den öğrendik!"

27 Aralık 2012 - 5101 kez okundu.

Odatv davasında 2 yıla yakındır tutuklu yargılanan gazeteci Soner Yalçın yaklaşık 2 yıldır (682 gün) tutuklu bulunduğuSilivri Cezaevi’nden İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tahliye edildi.
 
İlk sözü,  "Biz zindanda kalmayı Namık Kemal'den öğrendik. Biz ölmeyi öğrendik, ama bize yenilgiyi öğretemeyeceksiniz, biz yenilgiyi öğrenmeyeceğiz ve inadına yazacağız" oldu. Çıkışta şunları söyledi:
 
 
SONER YALÇIN'IN BİZ YAZAR VE ŞAİRLERE DE UYARI NİTELİĞİNDEKİ KONUŞMASINDAN BÖLÜMLER ŞÖYLE:
 
''75 yaşındaki bir Yalçın Küçük'e bu yapılmaz. Bu insan bir bilim insanı. Bu insanın kitapları dünya üniversitelerinde konuşuluyor. Bu insanın hepinizin boyu kadar kitapları var. Ben niye dışardayım, Küçük niye içeride Arkadaşlar, lütfen bunun peşini bırakmayın. Sadece Prof. Dr. Küçük değil, burada Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu da var. Bu insan bir rektör. Bu insan binlerce insana ameliyatlarla hayat vermiş. Bu insan kanser. Bu insan işte böyle bir evladını kaybetmiş.
 
Ve bu insanı içeride tutmakta neden inat ediyorlar İşte Prof. Dr. Mehmet Haberal. Yazıktır, ayıptır, bu ülkenin vicdanı nerede Sadece birkaç tane onurlu gazeteciye mi kaldı bu Nerede ülkenin gazetecileri, öğretim üyeleri nerede Bir tek biz değiliz. Hepiniz ayağa kalkın.''
 
*
 
''Biz Odatv davasında Ergenekon'u yazdığımız için... Ben oradaki insanların büyük çoğunluğunu tanımam. Tanıdıklarımla da mahkemelik olmuşum. Ama bir gerçek var. Gazeteci gerçeğin yanında durur. Hakikate aşkla bağlıdır. Size sesleniyorum meslektaşlarım; Bu dönemde gazetecilik yapacaksanız buradaki zulmü görün.
 
Biz gazeteciler, kendimizi iktidarlara, cemaatlere beğendirmek zorunda değiliz. Böyle bir sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz yok. Kimseden izin alarak yazmayız. Biz kimseden izin alarak düşünmeyiz. Özgürce düşünür ve özgürce yazarız. Birileri Yalçın'ı ve diğer yürekli, onurlu gazetecileri cezaevine atarak, kalemini eğeceğini, kalemini kıracağını düşünebilir.
 
Ama biz öyle olmayacağız. Çünkü biz cezaevinde yatmayı, zindanda kalmayı Namık Kemal'den öğrendik. Biz bu vatana hasret içinde sürgünde yaşamayı Nazım Hikmet'ten öğrendik. Biz Aziz Nesin'den, Sabahattin Ali'den, Rıfat Ilgaz'dan inadına gazete çıkartmayı öğrendik. Biz Abdi İpekçi'lerden, Uğur Mumcu'lardan, Bahriye Üçok'lardan, Hrant Dink'lerden, Ahmet Taner Kışlalı'lardan, Hablemitoğlu'ndan ölmeyi öğrendik. Ama bize yenilgiyi öğretemeyeceksiniz. Biz yenilgiyi öğrenmeyeceğiz ve inadına yazacağız.''
 
*
 
Soner Yalçın, tahliyesinden sonra ilk dakikalarında Silivri'de görülen ''Ergenekon'' ve ''Balyoz'' davalarını takip edenler tarafından kurulan çadırı ziyaret etti.
 
Çadıra doğru yürürken Yalçın'ı telefonla arayan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ''geçmiş olsun'' dileklerini iletti. Sezer ve Yalçın yaklaşık 5 dakikalık bir görüşme yaptı.
 
Yurtdışına çıkış yasağı konulan Yalçın, her hafta karakola giderek imza verecek.
 
 
Gerçekedebiyat.com