''Önüm Arkam Sağım Solum Dönek'' kitabında kimler var

''Önüm Arkam  Sağım Solum Dönek'' kitabında kimler var

06 Mart 2013 - 5804 kez okundu.

Son on yıldan beri, usta komedyen

Levent Kırca

’yı belleklerden silmek için iktidar ve yandaşları açık ya da sinsi yapılabilecek ne varsa yaptılar. ‘’Çamur at izi kalır’’ diyen bir halk deyimi vardır.  Onlar Kırca’ya bu halk değiminin gereğini yaparken, Kırca, halkına yirmi yıl süreyle, fikir at ışığı kalır, anlamına gelen, her biri klasik sayılabilecek yüzlerce oyun sergiledi.

 

Başaramadılar, başaramadıkları gibi çamurları, onu büyütmekten başka bir şeye de yaramadı.

 

Kırca, klasiklerine bir yenisini eklemeyi, kalem ustalığını ortaya koyarak başardı bu kez.

 

Edebiyat her şeyden önce, dili kıvrak ve vurucu kullanma ustalığıdır. Atomun parçalanması buluşu gibi hem iyiye hem kötüye kullanılabilir bu sanat da.

 

Önüm Arkam Sağım Solum Dönek’te Kırca, Aziz Nesin düzeyinde bir mizah ustalığı sergiliyor. Nesin’in yazın anlayışında halkına, kendini var eden coğrafyaya duyduğu borçluluk belirleyicidir. Yalnızca Nesin’de değil, tüm büyük sanatçılar borçluluk duygusunun itici gücünden yararlanmış, onu kendileri için bir enerji kaynağı olarak görmüşlerdir.

Levent Kırca, bu borçluluğu en derinden duyan soylu sanatçılardan biridir. Dünyalığını çoktan kazanmış, hem de alın teri, göz nuruyla kazanmış bir sanatçının kendini itin, çakalın, sırtlanın önüne atması, onlarla süresiz boğuşmayı göze alması, ilk bakışta anlaşılması zor bir tutumdur. Öte yandan zoru görünce çark etmek, dahası zorbanın yanında yer alıp kendini herkesten alacaklı görmek açgözlülerin, döneklerin, kişiliksizlerin harcıdır. Öylelerine sanatçı demek, sanata en büyük hakarettir. Kırca’nın ve tüm büyük sanatçıların dilinin sivriliği hep eleştirilirken toplumun, onu aldatan yazara çizere gösterdiği tepkisizliğe, yeterince dikkat çekilmemiştir nedense. Aslında insanoğlunu olgunluğa taşıyan en önemli öğe sorumluluk duygusudur.

 

Eğer sorumsuzluk duygusunun kolaylığına teslim olur, yalnız kendi geleceğinizi iyileştirmenin peşine düşer; onur, insana saygı, hak gözetme gibi yüksek değerlere kapınızı kapatmışsanız, hele bir de eliniz kalem tutuyor, diliniz laf yapıyorsa eninde sonunda köşeyi dönersiniz. İşte Levent Kırca ve benzeri sanatçıların yaylım ateşiyle karşılaşan yazar, çizer, oyuncu, sanatçı takımının durumu işlerini yaparken takındıkları o tutarsız, bencil, sorumsuz tavırlarıyla ilgilidir.

 

En iyisi, Kırca’nın kitabından bir alıntıyla netleştirelim ne demek istediğimizi.

 

‘’Neden bir Mehmet Barlas bir Sezen Aksu olamam? Beni sıkı sıkı tutan, ayakta durduran nedir? Neden kimse satın alamıyor beni ve öteki azınlıktakileri? Ülke ve insanlar için değilse, neden Bekir Coşkun ölümle burun burna gelsin; neden Yılmaz Özdil işinden olma pahasına hükümeti karşısına alsın? Yüzlerce yurtsever aydın, gazeteci, profesör zindanlarda çürümeyi neden göze alsın… Dönenle dönmeyen bir mi. Gerçeği görmek bu kadar mı zor?’’ (ÖASSD. Sayfa 133)

 

Evet, ben de soruyorum, gerçeği görmek, olup biteni anlamak bu kadar mı zor?

 

Celal İlhan

 

Gerçekedebiyat.com